Batılı ve Batıcı ülkeler, gerçekleşen bu durumun bir savaş olduğunu iddia ediyor ve üçüncü tarafların müdahalesine müsaade etmiyor. İslam ülkeleri ise olan şeyin bir katliam olduğunu hatta daha da ileri giderek bir soykırım gerçekleştirildiğini iler sürüyor.
Benim kanaatim odur ki bu sürecin mahiyeti “savaş” kavramıyla ifade edilebilir. Savaş, Gazze ordusu diyebileceğimiz Kassam Tugayları ile İsrail ordusu arasında gerçekleşiyor. Şu an itibariyle İsrail ordusu olağanüstü güçlü görünüyor ve savaşın bir orantısızlık içinde gerçekleştiği dile getiriliyor.
Burada iki husus üzerinde durulması gerekir:
Birincisi; görünen ile gerçek aynı mıdır? Yani, savaşta gelinen noktanın bir tek değerlendirme şeklinin İsrail’in mutlak bir orantısızlıkla katliam gerçekleştirdiği şeklinde mi olmalıdır?
İkincisi, Gazzeliler için duymamız gerek esas duygu acıma duygusu mu olmalıdır? Yoksa bir savaş halinde olan Müslüman millet için duada ve ruhi teyakkuzda mı bulunulmalıdır?
Öncelikle şunu ifade etmeliyiz ki Gazze halkı ve ordusu “ölmüyor”, “şehit oluyor”. Müslümanlar olarak şehidin bir sinek ısırığı kadar bile acı çekmeden ruhunu teslim ettiğine inanırız. Galiba bu gerçek çoğu zaman gözden kaçırılıyor. Böyle olunca da sosyal medyada ve diğer mecralarda Gazze’nin durumu acıma ve acıklı olan üzerinden ifade ediliyor. Gazze halkına “acınıyor” ve “acınmaya” teşvik ediliyor. “Öldükleri” ve “öldürüldükleri” için bir soykırıma uğradıklarından bahsediliyor.
Devamı: https://www.sadeimge.com/2023/11/05/gazze-kimin-icin-savasiyor-arif-umut/
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.